Haber Alemi: Alemin Habercisi..
 

Ana Sayfa

GÜNCEL

DÜNYA

POLİTİKA

EKONOMİ

KÜLTÜR - SANAT

EĞİTİM

SPOR

SAĞLIK

BİLİM-TEKNİK

YAŞAM

ÖZEL

 
.: Yazarlar :.

 
Trajedi'den pornografi'ye: Düşünce ölüm, düşünce ölür (1)
12/03/2010 - 09:18

Yusuf KAPLAN



Grek uygarlığında da, Hint medeniyetinde de çok güçlü bir sanat türü vardır: Heykel sanatı.

Grek heykel sanatı, trajedinin zirve noktasıdır; Hint heykel sanatı ise harmoninin. Grek heykel sanatı, norm hâline getirilen form'un -ama ille de insan formunun- kusursuzlaştırılmasıdır; Hint heykel sanatı ise deformasyonun.

Grek heykel sanatı "pornografik"tir; Hint heykel sanatı ise "erothik". (Burada münhasıran cinsellikten bahsetmediğimi hatırlatmak isterim). "Pornografi", pathos'un ("yokoluş acısı"nın) çocuğu ve ifadesidir; "Eros" ise ethos'un ("varoluş ıstırabı"nın).

Pornografi, epistemolojinin (niceliğin nitelikleştirilmesinin; söz'ün / "aklın" öz hâline getirilmesinin) şekillendirdiği bir dünyada neşvünemâ bulur. Eros ise fenomenolojinin (niteliğin niceliksizleştirilmesinin; öz'ün sözsüzleştirilmesinin) hükümfermâ olduğu bir dünyada.

Bu arada, İslâm'ın medeniyet dünyasında heykel sanatının hemen hiç varol/a/mamasının, gelişmemiş olmasının sebeb-i hikmeti, öz'ün öz olarak, söz'ün ise söz olarak dile gelişinin, yani tenzîlî âyetin tekvînî âyetle tecellî ve tezâhür edişinin, ettirilişinin kapılarının sonuna kadar açık olmasıdır. O yüzden yaşadığımız medeniyet krizinin bizi sonsuza dek yere mahkûm etmek yerine, düştüğümüz yerden tutup göğe kaldırabilmesi her zaman mümkündür; tabiî düşünme'sini öğrenebilirsek yeniden... Ölüm'ü öldürmediğimize, ölüm'ün bir hakikat ve hayat şartı olduğu gerçeğini yitirmediğimize bakar/s/ak, yeniden düşünmeye, düşünme melekelerimizi yeniden bilmeye ve bilemeye başlayabiliriz her zaman...

Burada sorulması gereken soru şu: Grek dünyası, trajedinin, trajik insanın, yani Tanrı'dan kopan ve kendi'ni Tanrılaştırarak trajediye dûçâr olan yaralı bilincin insanının dünyası olmasaydı, Grek dünyasında heykel sanatı, insanı kusursuz bir şekilde forma dökme, yegâne norm, tek ölçü ve ölçüt katına yükseltme kaygısı güdebilir miydi?

Buradan nereye gelebileceğimizi tahmin edebiliyorsunuz, sanırım: Trajedi ile pornografi arasındaki ilişkiye, elbette. Ama asıl üzerinde kafa yoracağımız mesele, bu ilişki değil; bu ilişkinin ürünü olan ve bizatihî bu ilişkinin ayartıcı bir şekilde örttüğü fatal / ölümcül çelişki.

Şöyle ki: Bir yanda, kusursuzlaştırılan bir insan formu; öte yandaysa, insanın da, hayatın da ölümü, ölmesi gibi bir durum var karşımızda, bugüne kadar geldiğimiz noktada.

Yakıcı bir çelişki bu.

Peki, insanın da, hayatın da ölmesiyle birlikte, asıl ölen şey ne, peki? Ölümün ölmesi, öldürülmesi elbette ki. Belki de, ölüm öldürüldüğü içindir ki, insan da, hayat da öldü aslında...

Ama benim burada üzerinde kafa patlatmak istediğim daha esaslı, daha derinlikli bir mesele var; ıskaladığımız, kayıtsızlaştığımız bir mesele bu: Ölümün öldürülmesiyle, düşüncenin ve düşünmenin ölümüne tanık oluyoruz Socrates sonrası Grek çağlarından bu yana.

Trajedi, Tanrı'nın ölümünün ifadesiydi. Peki, Grek heykel sanatı neyin ifadesi? İnsanın ölümsüzleştirilmesinin, bütün mesafelerden arındırılan insanın "pornografi"ye hapsedilerek ölüm'ün ölümünün, öldürülmesinin tabiî ki.

İnsan düşünce yere, hayat ölüme düştü... Düşünceye de ölmek... Oysa ölümle başlar düşünce; ölümü düşünmekle. Ölümü düşünmeyen, düşünemeyen insan, ne anlar hayattan; ne katar hayata ölümden başka.

Zira düşünce ölüm hayattan, düşünce ölür... Ve tabiatıyla, insan da...

Öyleyse, "gerçek düşünürler, ölüm üzerine düşünen kişilerdir" diye sessizce söylenen, derin derin düşünen, düşündürten; önce bilgece kendi'ne kendileyin seslenen; sonra sana, bana, hepimize bencileyin nefes veren, hayat ve ölüm dersi veren; sonra da ölüme "düğün"e gider gibi giden, düğün gecesi diyerek giden, bilge düşünür, nerede?

Ölüm üstüne "düşünmeye" trajedi-pornografi ilişkisinin ürettiği sözkonusu yakıcı çelişki üzerinden, yani izleyici ile metin arasına mesafe koymak yerine, metni ve dolayısıyla karakterleri pornografikleştirerek, izleyiciyi sahte bir katharsiz'e / doyum'a ulaştıran, böylelikle izleyicinin düşünme melekelerini iptal eden Amerikan trajedisinin bastırıcısı ve meşrûlaştırıcısı klasik Hollywood'tan kalkarak devam edeceğim...


212

 

 

YORUMLAR

YAZARIN DİĞER YAZILARI

03/07/2010 - 00:37 Etnik kimlik paganizmi

06/06/2010 - 17:05 Mavi Marmara ya da tarihi denizden yürütmek...

14/05/2010 - 10:24 "Cebimde küçük bir elma var"

10/05/2010 - 09:17 Gazali, neyi bitirdi; Osmanlı, neyi getirdi; Türkiye, neyi yitirdi?

07/05/2010 - 09:56 Avrupa'nın çöküşü... Türkiye'nin yükselişi...

03/05/2010 - 09:57 İnsanlığın insanlığını yitirmemesi, İslâmlığı yitirmemesine bağlı

29/04/2010 - 09:54 Suç ve "Ceza": "Nisbet" estetiği

23/04/2010 - 10:31 Kur'ân'ın bize "konuşabilmesi" için...

19/04/2010 - 10:02 Bir tekvînî âyet, estetik mesele ve üstdil olarak Hz. Peygamber (2)

16/04/2010 - 10:41 Bir tekvînî âyet, estetik mesele ve üstdil olarak Hz. Peygamber (1)

13/04/2010 - 12:00 Kültürde yoksanız, yoksunuz

13/04/2010 - 11:10 Kültürde yoksanız, yoksunuz

05/04/2010 - 10:30 Öncesiz; öncesiz olduğu için de sonrasız

02/04/2010 - 08:24 Eşcinsellik: İnsan türüne ve fıtratına saldırı

30/03/2010 - 09:24 Bu milletin yasa yapması yasak mı arkadaş?

22/03/2010 - 20:52 Tanrıtanımaz tanınmadan Tanrı tanınamaz

19/03/2010 - 09:29 Trajedi'den pornografi'ye: Düşünce ölüm, düşünce ölür (3)

15/03/2010 - 09:05 Trajedi'den pornografi'ye: Düşünce ölüm, düşünce ölür (2)

12/03/2010 - 09:18 Trajedi'den pornografi'ye: Düşünce ölüm, düşünce ölür (1)

08/03/2010 - 10:04 Çağ tutulması

05/03/2010 - 09:20 28 Şubat bitmedi; yumuşak sekülerleşme devrimi'yle toplumu "bitirdi"

01/03/2010 - 00:13 28 Şubat bitmedi; "bitkisel hayat"ı meşrûlaştırdı

19/02/2010 - 08:44 Zihin haritandaki "sen", "sen"i mi gösteriyor?

07/02/2010 - 09:27 İstanbul'un Fütûhât-ı Şam'ı: Çağ/rı çağ/rı büyüyen çağlayanı

22/01/2010 - 10:22 "Doğrudan", doğurgandır; "dolaylı", dolandıran ve donduran (4)

22/01/2010 - 10:19 "Doğrudan", doğurgandır; "dolaylı", dolandıran ve donduran (3)

14/01/2010 - 08:35 "Doğrudan" doğurgandır; "dolaylı," dolandıran ve donduran (1)

15/01/2010 - 08:33 "Doğrudan," doğurgandır; "dolaylı", dolandıran ve donduran (2)

01/01/2010 - 12:01 Bütün yollar Türkiye'den geçecek

29/12/2009 - 23:27 Durul Taylan kim? Evrensellik ne/yine?
 
 
 
SPOR HABERLERİ
Galatasaray-OFK Belgrad maç sonucu: 2-2
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10

YAZARLAR
HABER ALEMİ ÖZEL
DİĞER YAZARLAR