22 Mayıs 2012 Salı

Kandil Mesajları gönder - Mevlit Kandili smsleri- kutlu doğum

Mevlit Kandili Mesajları Burada- Kandiliniz Mübarek Olsun. Bugün Kadir Gecesi'nden sonra en kıymetli gece. Cahiliye devrini bitiren milat günü olan Mevlit Kandili'nde yapmamız gereken şey, kendi miladımız için dua etmek.Mevlit Kandili Mesajları Burada- Kandiliniz Mübarek Olsun

03 Şubat 2012 Cuma 11:10
Bu haber 471 kez okundu
Kandil Mesajları gönder - Mevlit Kandili smsleri- kutlu doğum

 Mevlid Kandili (Kutlu Doğum)

 

 

 

Mevlid Kandili Nedir Anlamı bilgi ; İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü'l-evvel ayının 12. gecesi doğmuştur. Bu mübarek geceye "Mevlid Kandili" denir.

 

O'nun doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış yürümüş, Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya yaşanmaz hale gelmişti.

 

Sevgili Peygamberimizin tebliğ ettiği İslâm dini ile dünya aydınlandı, tek Allah inancı ile kalpler nurlandı. Eşitlik, adalet ve kardeşlik geldi. O'na inanan toplumlar gerçek huzura kavuştu. O'nun doğduğu gece, insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarek bir başlangıçtır.

 

Bu gece, müslümanlar arasında yüzyılllardan beri büyük bir coşku ile kutlanmakta, Sevgili Peygamberimiz derin bir saygı ile anılmaktadır. Büyük Türk Alimi Süleyman Çelebi tarafından yazılan ve asıl adı "Vesiletün'necat" olan mevlid kitabı O'nun doğumunu, üstünlüğünü ve mucizelerini en güzel bir şekilde dile getiren değerli bir eserdir.

 

Peygamberimizin doğum yıldönümlerinde okunan mevlidleri saygı ile dinlemek, O'nun mübarek ruhuna salât ve selâm okumak hiç şüphesiz büyük milletimizin Sevgili Peygamberimize olan engin sevgi ve bağlılığının bir ifadesidir.

 

Bununla beraber, O'nun ahlâk ve fazilet dolu hayatını öğrenmek ve kendimize örnek almak başta gelen görevlerimizdendir. Asıl o zaman O'nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmış oluruz.

Yeryüzünü mânevî bir karanlık kaplamıştı.

 

Mevcudat, beşerin zulüm ve vahşetinden adeta mâteme bürünmüştü. Göz­yaşı döken gözler değil, ruh ve kalpler idi. Kalp ve ruhların keder, elem ve gözyaşına âlem de iştirak etmiş, sanki umumî yas ilan edilmişti!

 

Yeryüzü saadetin, sevincin ve huzurun kaynağı olan “tev­hid” inancından mahrumdu. Küfür ve şirk fırtınası, ruh­ları ve kalpleri kasıp kavurmuştu. Gö­nüllerde tek mâbud yerine, birçok bâtıl ilâh yer almıştı! Hakikî sahibini arayan ruhların feryadı ortalığı çınlatıyordu.

 

İnsanlar, birbirini yiyen canavarlar misâli vahşîleşmiş, küfür, şirk, cehalet ve zulüm bataklığında boğulmaya yüz tutmuşlardı. Zâlimin zulüm kamçısı al­tında mazlum inim inim inler hale gelmişti.

 

Âlem mahzun, varlıklar mahzun, gönüller mahzun ve simalar mahzundu.

 

Akıl, ruh ve kalpleri mânevî kıskacı altına alıp olanca kuv­vetiyle sıkan bu küfür ve şirke, bu dalâlet ve cehalete, bu hüzün ve sıkıntıya beşerin daha fazla katlanmasına Allah’ın sonsuz merhameti elbette müsaade edemezdi! Bütün bunlara son verecek bir zâtı, şefkat ve merhametinin bir eseri olarak elbette gönderecekti!

 

İşte, o zât geliyordu!

 

Dünyanın mânevî şeklini beraberinde getirdiği nurla değiştirecek eşsiz in­san, Allah’ın Son Peygamberi geliyordu!

 

Cin ve inse ebedî saadetin yolunu gösterecek Hz. Muhammed (a.s.m.) geli­yordu!

 

O An…

Kâinat, hürmet ve haşyet içinde Efendisini beklemekte idi. Her varlık, ken­disine mahsus diliyle, hal ve hareketiyle bu emsâlsiz insana “hoş-âmedî”de bu­lunmak üzere sevinç içinde hazır durumda idi.

 

Tarih: Milâdî 571, Nisan ayının yirmisi.

Fil Vak’asından elli veya elli beş gece sonra.

Kamerî aylardan Rebiülevvel ayının on ikinci gecesi.

Mekke’de mütevazı bir ev. Günlerden Pazartesi. Vakit, vakitlerin sultanı seher vakti.

Bu mütevazı evde ve bu eşsiz vakitte muazzam ve eşsiz bir hadise vuku buldu: Kâinatın Efendisi Hz. Muhammed (a.s.m.), dünyaya gözlerini açtı!

Bu göz açışla birlikte âlem, sanki birden elem ve mâtemini unutarak sürura garkoldu. Karanlıklar, ânında nurla yırtılıverdi. Kâinat, sevinç ve heyecan için­de adeta, “Doğdu ol saatte Sultan-ı Din Nura garkoldu semâvât-ü zemin” di­ye haykırdı.

 

O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.

 

İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen "Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?" sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.

 

Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?

 

Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler.

 

O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp "Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur" dediler.(1)

 

Bîr Yahudi İleri geleni Mekke'de Peygamberimizin doğduğu gece, içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda,

- "Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?" diye sordu.

- "Bilmiyoruz" diye cevap verdiler.

Yahudi, "Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!

"Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin'in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var" dedi.

 

Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. "Bu gece Abdülmuttalib'in oğlu Abdullah'ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular." haberini aldılar.

 

Ertesi gün Yahudiye vardılar:

"Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?" dediler.

Yahudi "Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?" dedi.

Onlar, "Öncedir ve ismi Ahmed'dir" dediler. Yahudi, "Beni ona götürün" dedi.

Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine'nin evine gittiler, içeri girdiler.

Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığı sırada,

 

"Ne oldu sana, yazıklar olsun" dediler.

 

Yahudi, "Artık İsrailoğullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.

 

"Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir" dedi.(2)

 

Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..

 

Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, "Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman 'Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım' de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver."

 

Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batiyi, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra'daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib'e anlatmıştı.(3)

 

Aynı gece Hz. Âmine'nin yanında bulunan Osman ibn Âs'ın annesinin gördükleri de şöyle:

 

"O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük."

 

Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid'in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:

 

"Hem Muhammed gelmesi oldu yakin

Çok alâmetler belürdi gelmedin"

 

Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan'a denk gelen gece idi.

 

Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.

 

Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki. Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.(5)

 

Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.

 

Aynı gece Kabe'de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı devrildiği görüldü.

 

Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.

 

Sava'da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü.

 

Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi.

 

Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe tapmayı, puta tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah'ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır.(6)

 

İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz.

Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden biatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir.

 

Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin.

 Cenab-ı Hakk'ın "Biz seni ancak âlemlere rahmet olasın diye gönderdik." buyurduğu mübarek zatın dünyayı şereflendirdiği gün bugün. Rebîülevvel ayının 12. gecesi. 14 asır önce Peygamberimiz Hz. Muhammed (sas)'in gözlerini açmasıyla birlikte, dünyanın doğusunu ve batısını aydınlatan nurun görüldüğü, Kâbe'deki putların yıkıldığı, ateşe tapanların bin yıldır aralıksız yanan ateşlerinin hiç sebepsiz söndüğü, insanların kendisine taptığı rivayet edilen Sâve Gölü'nün sularının bir anda çekildiği gün... Mevlit Kandili...

Rabb'imiz o günde Habibim (sevgilim) dediği, kendi nurundan parça taşıyan o en yüce insanı, aramıza göndermişti. Efendimiz (sas) de görmediği eziyet, çekmediği sıkıntı kalmadığı halde ümmeti için bu dünyaya katlanmıştı. Hatta miraca çıkıp cenneti gördüğü zaman, Allahu Teâlâ O'na bir seçim hakkı vermiş ama gördüğü bunca eza-cefaya rağmen 'ümmetim, ümmetim' diye sayıkladığı insanlar arasına geri dönmeyi tercih etmişti.

Allah Resulü'nün doğumu bu kötülüklere, ahlaksızlıklara, cahiliye devrine son veren bir milattı. Milat kökünden gelen ve doğum anlamını taşıyan Mevlit de bizim miladımız olabilir. İlahiyatçı Prof. Dr. Şadi Eren, böyle bir gecede her insanın ciddi kararlar alabileceğini söylüyor. "Peygamberimiz (sas) bize örnek olsun diye gönderilmiş. Fakat hepimizin O'nu rol model almada eksiklikleri var. 'Bugün Peygamber'imizin dünyaya geldiği gün. İnşallah bu benim için de milat olacak. Bundan sonra O'nun gittiği yoldan gideceğim. 5 vakit namaz kılacağım. Kur'an-ı Kerim okuyacağım. Sünneti yaşayacağım' gibi kararlar almalıyız." diyor.

Mevlit Kandili'nde kılınması gereken özel bir namaz ya da yapılması gereken hususi bir ibadet yok. Bu gecede mühim olan Peygamberimiz'i anmak ve bolca dua etmek. İlahiyatçı Prof. Dr. Ramazan Ayvallı, "Allahu Teâlâ, kullarına çok merhamet ve şefkat ettiği için bazı gecelere hususi kıymet vermiş, bu gecelerdeki dua ve tövbeleri, tâat ve ibadetleri kabul edeceğini bildirmiştir. Kullarının çok ibadet yapmaları, dua ve tövbe etmeleri için bu geceleri birer sebep kılmıştır. Mevlit Gecesi, Kadir Gecesi'nden sonra en kıymetli gecedir. Mübarek gece, öğle namazı vaktinden o gecenin sonuna, yani imsak vaktine kadar olan zamandır. Bu ve benzeri geceleri mutlaka ihya etmeli, gündüzleri de oruçla geçirmeliyiz." diyor.

Hepimizin bildiği gibi mübarek gecelerde yapılan dualar daha makbul. Bu yüzden Şadi Eren de herkesin Mevlit Kandili'nde kendisine, yakınlarına, Müslüman âlemine hatta tüm insanlığa dua etmesini tavsiye ediyor. Ona göre dualarımız arasında, "Ya Rabbi, bize Peygamberimiz (sas)'in yolunda gitmeyi, Kur'an-ı Kerim'i anlamayı ve ona göre yaşamayı nasip et." yakarışları mutlaka olmalı. Eren, bu yakarışların ardından alınan kararların bizim miladımıza vesile olacağını düşünüyor.

Peygamberimizin döneminde ne yapılırdı?

Asr-ı Saadet'te bugünkü şekliyle bir mevlit kutlaması yapılmıyordu. İslam dünyasında mevlit töreni ilk defa Mısır'da hüküm süren Fatımîler (910-1171) tarafından yapılmış. Sünni Müslümanlarda ilk mevlit merasimiyse Hicri 604 yılında Selahaddin-i Eyyûbi'nin eniştesi ve Erbil Atabeği Melik Muzafferuddin Gökbürü tarafından düzenlenmiş. Bu anlamda ilk mevlit kutlamasının Asr-ı Saadet'ten 3-4 yüzyıl sonra tertiplendiğini söyleyebiliriz. Fakat ilahiyatçı Prof. Dr. Ramazan Ayvallı, Peygamberimiz'in, mevlit günlerinde ashab-ı kirama konuşma yaptığının altını çiziyor. "Allah Resulü, mevlit gecelerinde, dünyaya teşrif ettiğinde meydana gelen hadiseleri sahabe-i kirama anlatırdı. O'nun birinci halifesi Hz. Ebu Bekir de Mevlit Gecesi'nde vuku bulan olayları ashab-ı güzîne naklederdi." diyor.

Bediüzzaman'a göre Mevlit Kandili

"Mevlid-i Nebevî ile Miraciye'nin okunması gayet faydalı ve güzel bir âdettir ve iyi, hoş bir âdet-i İslamiye'dir. Belki hayat-ı ictimaiye-i İslamiye'nin gayet latîf, parlak ve tatlı bir sohbet sebebidir. Belki, hakaik-i imaniyenin hatırlatılması için en hoş ve şirin bir derstir. Belki imanın envarını, muhabbetullahı ve aşk-ı Nebevi'yi göstermeye ve tahrike en müheyyic (heyecan uyaran) ve müessir bir vasıtadır." (Mektûbât, s. 281–285)

Mevlit Gecesi'ni nasıl geçirmeliyiz?

Prof. Dr. Ramazan Ayvallı (İlahiyatçı): Asırlardan beri camilerimizde, Kur'an-ı Kerîm, mevlit bahirleri, na't-ı şerifler, ilâhîler, kasideler okunuyor ve dualar yapılıyor. Şimdi de öyle yapılmasında hiçbir mahzur yoktur.

Kitaplarda, Mevlit Kandili'nde yapılması tavsiye edilenleri şöyle özetleyebiliriz:

Allahu Teâlâ'nın ihsan ettiği bütün nimetlere şükretmeli, yapılan hatalar, günahlar için bolca tövbe-istiğfar etmeli, cehennem ateşinden kurtulmayı istemeliyiz. Kaza namazı borcu olsun-olmasın herkes, çokça kaza namazları kılmalı.

Yine böyle mübarek gecelerde her zamankinden daha çok Kur'an-ı Kerim okumalı, sevabını da ölülerimizin ruhlarına hediye etmeliyiz. Fakirlere ve yetimlere sadaka ve hediyeler vermeli, Müslümanları sevindirmeliyiz. Bilhassa mübarek zamanlarda ilim öğrenmeliyiz. En kıymetli ilim ise doğru yazılan ilmihâl bilgileridir.

Tesbîh, tahmîd, tekbîr, tehlîl ve benzeri her çeşit zikir, fikir ve şükürle meşgul olmalıyız.

Yine Allahu Teâlâ'ya iltica, münacat, tazarru ve niyazda bulunmalı, yalvarıp yakarmalıyız. Günahlarını düşünmek, ayıplarını-kusurlarını hatırlamak, kıyametteki azapları düşünüp korkmak, cehennemin sonsuz acılarından titremek, afv ve mağfiret için çok yalvarmak lazım.

"Yâ Rabbi, bize dünya ve ahiret saadeti ihsan eyle. Bize hidayet verdikten sonra, kalplerimizi kaydırma..." diye de dua etmeliyiz.

Sevgili Peygamberimiz'e ve âl ü ashabına da çokça salâvat-ı şerife okumamız gerekiyor. Yanı sıra ana-baba, diğer yakın akraba ziyaret edilmeli veya telefonla gönülleri ve duaları alınmalı. Dargınlar, küskünler barışmalıdır.

Ayrıca bu vesileyle vatanımızın dirliği, milletimizin birliği ve beraberliği, bütün Müslümanların ve İslâm âleminin huzuru, bütün insanların da hidayeti için dua etmeliyiz. Bunların yanında, şu anda bütün dünyada elem ve ıstırap çeken, milyonlarca Müslüman kardeşimizi de dualarımızda unutmamalıyız; onlara hiç olmazsa dualarımızla yardımcı olmalıyız.

Mevlit kutlamaları bid'at mıdır?

Hüseyin Gültekin (Zaman Gazetesi Kürsü Sayfası): Mevlit, Peygamberimiz (sas)'den yaklaşık 3-4 asır sonra kutlanmaya başlandı. 'Sonradan ortaya çıkan' anlamında bid'ât olduğu görülür. Fakat âlimlerimiz, bid'âtleri iki kısma ayırmış. Dinimizin temel değerlerine ters düşen birinci kısım, türbelere adak adamak, dilek ağaçlarına çaput bağlamak, nazardan korunmak için nazarlık takmak gibi davranışlardır. Bunlar dinimizde kesin hatlarla belirlenmiş emir ve yasaklara aykırı uygulamalardır. İkinci kısım ise bid'ât-ı hasene dediğimiz dinen hoş görülecek işleri kapsar. İbn Hacer ve Suyuti gibi âlimler, mevlit merasimlerinin, bid'âtin bu ikinci kısmına girdiğini ve dinî açıdan caiz olduğunu belirtmişlerdir. Mevlit kutlamaları âlimler tarafından da bid'at-i hasene olarak değerlendirilmiş ve bu kutlamalarda –aşırılığa gidilmemesi kaydıyla– fayda olduğu söylenmiştir.

 

MEVLİT KANDİLİ MESAJLARI

 

 

BIR DAMLA UMUT SERPILSIN YUREGINE BIR TATLI MUTLULUK DOLSUN GOZLERINE BIN BIR HAYALLERIN GERCEKLERI BULSUN DUALARIN KABUL OSUN.

 

BIR KANDIL GULU SAVUR SEVDIKLERINE, SIZE ONLARDAN GULUCUKLER GETIRSIN OYLE ICTEN OYLE SAMIMI OL KI GOZ YASLARINI BILE TEBESSUME CEVIRSIN. KANDILIN MUBAREK OLSUN...

 

MUBAREK KANDILIN TURK VE ISLAM ALEMINE HAYIRLAR GETIRMESINI DILERIM...

 

BU DEGERLI KANDIL GECENISINDE, KAINATIN YARATICISI VE ALEMLERIN RABBI BAGISLAYICI VE ACIYICI YUCE ALLAH TUM DUALARINIZI KABUL ETSIN...

 

TONTON BIR DEDE OLDUGUNDA SALLANAN SANDALYENE OTURUP, ANILARINI TAZELEDIGIN BIR GUNDE GUZEL BIR BAYRAM GECIRMEN DILEGI ILE...

 

YIPRANMIS VE KATILASMIS GONULLERI RAHMET MELTEMIYLE YESERTEN ESSIZ PEYGAMBERIN DOGUM GUNU OLAN MEVLIT KANDILINIZI EN ICTEN DILEKLERIMLE TEBRIK EDERIM...

 

BAYRAMIN FEYZ-I UZERINIZE, RAHMETI GECMISINIZE,BEREKETI EVINIZE,NURU AHIRETINIZE, SICAKLIGI YUVANIZA OLSUN. KANDILINIZ MUBAREK OLSUN.

 

FANI DUNYANIN PADISAHI DEGILIM. GONUL HIRKALARINI YAMAR GIYERIM. DOSTLARLA AGLAR, DOSTLARLA GULERIM. SIZ SEVDIKLERIME, IYI KANDILLER DILERIM.

 

GECENIN GUZEL YUZU DOKUNSUN, KABUSLAR SENDEN UZAKTA, MELEKLER BASUCUNDA OLSUN, GUNES OYLE BIR GECEDE DOGSUNKI DUALARIN KABUL, KANDILIN MUBAREK OLSUN.

 

GUL BAHCESINE GIRENLER GUL OLMASADA GUL KOKARLAR, KAINATIN EN GUZEL GULUNUN KOKUSU UZERINIZDE OLSUN. KANDILINIZ MUBAREK OLSUN.

 

YAKINLIK NE MEKANDA NE ZAMANDADIR. SADECE ELLER YUKARI KALKTIGINDA AKLINA GELENLER YAKIN OLDUKLARINDIR. KANDILINIZ MUBAREK OLSUN.

 

HER TOMURCUK YENI BIR GULUN, HER GUL YENI BIR BAHARIN, HER KANDIL YENI RAHMETLERIN HABERCISIDIR. RAHMET VE MAGRIFET DOLU KANDIL GECIRMENIZI DILERIZ.

 

YAGMURUN TOPRAGA HAYAT VERDIGI GIBI DUALARINDA HAYAT BULACAGI BU GECEDE DUA BAHCESINDE YESEREN FIDAN OLMAK DILEGIYLE KANDILINIZ MUBAREK OLSUN.

 

SEMANIN KAPILARININ SONUNA KADAR ACILIP RAHMETIN SAGANAK SAGANAK YADIGI BOYLE BIR GECEDE DUSEN DAMLALARIN SENI SIRILSIKLAM ETMESI DILEGIYLE KANDILIN MUBAREK OLSUN.

 

BUGUN ELLERINI SEMAYA GONLUNU MEVLAYA AC! BUGUN GUNAHLARDAN OLABILDIGINCE KAC, BUGUN EN GIZLI INCILERINI ONUN ICIN SAC, CUNKU BUGUN KANDIL. KANDILIN MUBAREK OLSUN.

 

GUNESIN GUZEL YUZU YUREGINE DOKUNSUN, KABUSLAR SENDEN UZAKTA, MELEKLER BAS UCUNDA DURSUN. GUNES OYLE GECEYE DOGSUN KI, DUALARIN KABUL, KANDILIN MUBAREK OLSUN.

 

AVUCLARIN ACILDIGI, GOZLERIN YASARDIGI, ILAHI ESINTILERIN KALPLERI OKSADIGI ANIN BIR ASRA BEDEL OLDUGU BU GECE DUALARDA BIRLESMEK DILEGIYLE KANDILINIZI KUTLARIM.

 

BIN AYDAN DAHA HAYIRLI BU MUBAREK GECENIN BUYUSUNE KAPILMANIZ DILEGIYLE, KANDILINIZ MUBAREK OLSUN.

 

YAGMUR YUKLU BULUTLAR GIBI GELEN, ETEGINDEKI HAYIR CEVHERLERINI BASIMIZA BOSALTAN VE BIZLERE MUTLULUK VEREN KANDILIN, BUYUSUNE KAPILMANIZ DILEGIYLE. NICE KANDILLER.

 

YUKU SEVGI OZU SAYGI GUCU BARIS SUSU HOSGORU OLAN MUBAREK KANDILINI KUTLARIM. ALLAHA EMANET OLUN.

 

RUHU ASK VE MUHABBET MUHRUYLE DAMGALI, KALBI KUTSI DAVA ILE SEVDALI, SINESI HEYECAN, COSKU TUFANI VE SUKUR NOTALARI ILE ORULMUS GUZEL INSAN, KANDILIN MUBAREK OLSUN.

 

SIZE KARANFILIN SADAKATINI, SUMBULUN BAGLILIGINI, MENEKSENIN TEVAZUSUNU, LALENIN GURURUNU, LEYLEGIN SAADETINI VERSEK BIZEDE DUA EDERMISINIZ. KANDILINIZ MUBAREK OLSUN.

 

GUL BAHCESINE GIRENLER GUL OLMASALAR DA GUL KOKARLAR. KAINATIN EN GUZEL GULUNUN KOKUSUNUN UZERINIZDE OLMASI TEMENNISIYLE.

 

KARDESLIGIN DAIMI OLDUGU, SEVGILERIN BIRLESTIGI, DOSTLUKLARIN BITMEDIGI YINEDE MUTLU, UMUTLU SEVGI DOLU, RAHMETLERIN YAGMUR GIBI YAGDIGI NICE KANDILLERE.

 

GUN VARDIR, BIN YILDAN UZUN GELIR BIZE. BIR YIL VARDIR BIR GUNDEN KISA GELIR BIZE. BIRE BIN YAZILAN BU GECEDE DUA EDELIM RABBIMIZ'E.

 

ISLAMIN NURLU GUNESI KALBINIZE DOGSUN, MEKANINIZ CENNET, HZ MUHAMMED KOMSUNUZ OLSUN, GUNLERINIZ MUTLULUK VE SAADETLE DOLSUN, DUALARINIZ KABUL OLSUN.

 

ZADE DUYGULAR YUKSELSIN GOKLERE, YUKSEKLERDE HAFAKAN, GOZLERDE YASLAR, ONA SUSAMIS DUDAKLAR KADAR, ACILAN ELLER VAR, KANDILINIZ MUBAREK OLSUN.

 

GUNLER BIZE DOSTLARIN GUZELLIGI ILE, GECELER ONLARIN DUALARI ILE MUBAREK OLUYOR. UMUDUMUZ DOSTLARIN HEDIYESI, DUAMIZ SIZLERIN SEVGISI.

 

VESILE OLALIM KARDESLIGE, BARISA. YORULALIM HEPIMIZ YARINKI UGRASA. TAT ALALIM, VARALIM YUCE ALLAH'A. ERISELIM BIRLIKTE NICE KANDILLERE.

 

DERTLERIMIZ KUM TANESI KADAR KUCUK, SEVINCLERIMIZ NISAN YAGMURLARI KADAR BOL OLSUN. BU MUBAREK GUNDE SIZINDE HEYBENIZ SEVAPLA DOLSUN. DUALARINIZ KABUL OLSUN.

 

HAYATINIZ GOKYUZU KADAR YAKIN KUSLAR KADAR OZGUR, TRENLER KADAR UZUN VE SEVGI KADAR GUZEL OLMASINI TEMENNI EDERIM.

 

BU GUNLERIN FEYZI UZERINIZE, RAHMETI GECMISINIZE, BEREKETI EVINIZE NURU AHIRETIMIZE, SICAKLIGI YUVAMIZA DOLSUN.

 

KONSUN YINE PERVAZLARA GUVERCINLER, HU HULARA KARISSIN AMINLER, MUBAREK AKSANDIR, GELIN FATIHALAR, YASINLER...

 

GEL EY MUHAMMED BAHARDIR, DUALAR ARDINDA SAKLI, AMINLERIMIZ VARDIR. HACDAN DONER GIBI, MIRACTAN INER GIBI GEL GEL. BEKLIYORUZ YILLARDIR.

 

BAKILER SEVGILER ADINA NICE DILEKLER VARDIR, OLUMU BILE AYIRIR SAYMAYAN GONULLER VARDIR. MESAFELER ARAYA SET CEKMISSE NE CIKAR, DUALARDAN BIRLESEN GONULLER VARDIR.

 

GUL-I MUHAMMED-I OLANLARA SELAM OLSUN, SELAM DIYARINDAN GECENLERE BAHAR OLSUN, GONLU HAZAN OLANLARIN GONLU GULISTAN OLSUN, MUBAREK KANDILINIZ KUTLU OLSUN.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?DEV DERBİYİ KİM KAZANIR?

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:

    E-GAZETE

    ARŞİV