Venezüella: ‘3. yol mümkün’

Venezüella: ‘3. yol mümkün’
Venezüella’da Maduro yönetimine karşı sınıf temelli bir muhalefetin mümkün olduğunu savunanlar, ülke siyasetinin ana aktörleri arasındaki yüksek tansiyonda sesleri duyulmasa da, mücadeleye devam ediyor. Sesini duyurmaya çalışan isimlerinden biri de, aynı zamanda Sosyalizm ve Özgürlük Partisi (Partido Socialismo y Libertad-PSL) liderlerinden sendikacı Orlando Chirino. Yüzde 100 kamulaştırma, toprak reformu, dış borçların reddedilmesi gibi radikal maddelerin yer aldığı bir politik programı savunan Chirino ile, Türk entelektüellerin de üzerine çeşitli tartışmalar yürüttüğü Venezüella’daki insani krizi, emperyalist müdahale tehlikesini ve Maduro hükümetinin geleceğini konuştuk.

Chavez için, Chavez’e karşı!

1970’lerin başında tekstil işkolunda sendikal faaliyetlere katılarak politik yaşamına başlayan Chirino, 1980’ler ve 1990’lardaki etkili grevlerin örgütlenmesinde kilit rol oynadı. Asıl, emperyalistlerin 2002 yılında, dönemin Devlet Başkanı Hugo Chavez’e yönelik darbe girişimine karşı kitlesel direnişte oynadığı rolle adını uluslararası sol kamuoyuna duyurdu. 2012’deki seçimlerde başkanlığa da aday olan Chirino, ülkesindeki işçi mücadelesinin önemli bir figürü olarak yerini korudu. Chavez’in ardından iktidara gelen Maduro’nun politikalarına da “işçi düşmanı” olduğu gerekçesiyle karşı çıkan muhalif siyasetçi, Maduro’yu Chavez’in ortaya çıkardığı “Boliburjuvazi” (Hükümet yanlısı burjuvalar) desteğiyle diktatöryal bir rejim kurmakla, Guaido’yu ise ABD emperyalizminin ülkedeki başlıca temsilcisi olmakla suçluyor. İnternet üzerinden yönlendirdiğimiz sorularımızı yanıtlayan Chirino, Maduro’nun, iddiaların aksine sosyalizmi kurmayı hedeflemediğini savundu. Chirino, “21. Yüzyılın Sosyalizmi olarak anılan proje bir sahtekârlıktı çünkü ülkenin kapitalist ekonomik yapıdan çıkmasını sağlamadı. Çokuluslu petrol şirketlerini de ülkeden kovmadı. Bir örnek bunu göstermeye yeter. Örneğin ABD şirketi Chevron Venezüella’da faaliyetlerine devam ediyor. Devlet petrol şirketi PDVSA çokuluslu şirketlerle işbirliği halinde, karma şirket modeliyle yönetiliyor” dedi. Maduro’nun kapitalist ekonomik sisteme entegre bir programa sahip olduğunu savunan Chirino, bu nedenle hükümetin “emperyalizmle mücadele söyleminin gerçeği yansıtmadığını” söyledi. “Maduro ve öncesinde Chavez hükümetleri ikiyüzlü bir politika uyguladılar. Bir yandan ‘imparatorluğa karşı’ söylemlerde bulunurken diğer taraftan Total, Shell, Mitsibushi, Lukoil gibi çokuluslu şirketlerle anlaşmalar yaptılar ve emperyalist ülkelere dış borcu ödemeyi sürdürdüler” yorumunu yapan Chirino, işçi ücretlerinin 6 dolara kadar düştüğünü de anımsattı.

‘Guaido çözüm değil’

Maduro’ya yönelttikleri “diktatör” suçlamasını sendikacıların ve solcu muhaliflerin gördüğü baskılar üzerinden temellendiren Chirino, hükümetin uyguladığı başarısız politikaların, kitleleri ABD yanlısı sağcı muhalefete yönelttiğini de söyledi. Bu nedenle yoksulların Maduro’ya yönelik desteğinin önemli ölçüde azaldığını ifade eden Chirino, “Maduro kitlesel bir halk desteğine sahip değil. Halkı açlığa sürükleyen politikalarından ötürü yoksul halk kesimlerinde Maduro’nun askeri-sivil hükümetine karşı genelleşmiş bir nefret var. Önceki yıllarda umutla Chavezciliği destekleyen milyonlar şimdi sefalet, kıtlık, ilaç eksikliği, ışık ve su eksikliği altında büyük bir hayal kırıklığı içinde” dedi. ABD yanlılarının çabalarının çözüm olmadığını da savunan Chirino, solun hem Türkiye, hem dünyada büyük ölçüde Maduro’yu desteklemesini ise, “Dışarıdan, ülkemizin ve işçi sınıfımızın gerçekliğini derinlemesine tanımanın kolay olmadığını biliyoruz” sözleriyle değerlendirdi. Chirino, “Bu hükümet antiemperyalist söylemlerini, büyük şirketler ve çokuluslu şirketlerle birlikte yönetmek için kullanıyorlar. Bu şekilde emekçi düşmanı ve baskıcı politikalarını meşrulaştırmaya çalışıyorlar” dedi Türkiye’deki dostlarına, “Kendisini solda gören hiç kimse Maduro tipi bir sözde ilerici hükümeti savunmamalı” sözleriyle seslenen solcu siyasetçi, “Bir darbeden veya ABD yanlısı askeri müdahaleden olumlu bir sonuç çıkması hiçbir şekilde beklenemez” ifadelerini kullandı. “Maduro’ya politik destek vermeksizin Trump’ın emperyalist tehditlerine ve Guiado’nun darbe girişimlerine karşı birleşilmesi” çağrısında bulundu.